Oran Araçları
← Oransal · Yatırımcı Psikolojisi · Düzey 3 · Yatırımcı psikolojisi

Kayıptan Kaçınma

Kaybın acısını, aynı büyüklükteki kazancın sevincinden daha güçlü hissetme eğilimi ve bunun yol açtığı yanlış kararlar.

Kayıptan kaçınma (loss aversion), insanların bir kaybın acısını, aynı büyüklükteki bir kazancın verdiği sevinçten çok daha güçlü hissetme eğilimidir. Araştırmalar, kaybetmenin psikolojik ağırlığının, kazanmanın hazzından belirgin biçimde daha fazla olduğunu gösterir. Bu, insan doğasına içkin bir yanlılıktır ve yatırımda çok maliyetli hatalara yol açar.

En yaygın sonucu şudur: yatırımcı, zarardaki bir pozisyonu satmakta zorlanır, çünkü satmak zararı “gerçek” kılar; “nasılsa döner” diyerek bekler ve zarar büyür. Aynı yatırımcı, kârdaki bir pozisyonu ise çok erken satar, çünkü mevcut kazancı kaybetme korkusu ağır basar. Yani kayıptan kaçınma, kişiyi tam tersini yapmaya iter: zararı kesmesi gerekirken tutar, kârı bırakması gerekmezken satar. Bu eğilimin panzehiri, kararı duyguya değil önceden konmuş bir plana bağlamaktır: çıkış noktalarını (zarar durdur ve kâr hedefi) baştan belirlemek, kayıptan kaçınmanın tuzağını devre dışı bırakır.

Örnek

İki hissen var: biri %20 kârda, biri %20 zararda ve nakite ihtiyacın var, birini satacaksın. Çoğu insan kârdakini satar (“kazancı cebe atayım”) ve zarardakini tutar (“satarsam zararı kesinleştiririm, beklersem döner”). Oysa bu çoğu zaman yanlıştır: iyi giden hisseyi erken bırakıp, kötü gideni umutla taşırsın. Zarardaki hisse dönmezse, kaybın büyür. Kayıptan kaçınma, “zararı kabullenmeme” arzusuyla seni tam da yapmaman gerekeni yaptırır. Bu yüzden hangi hissenin tutulup satılacağına, o anki duygunla değil, baştan koyduğun planla karar vermek gerekir.

🧪

Bu önyargıyı kendinde test et: 1 dakikalık deney →

İlgili Kavramlar

İlgili Araçlar

Bu içerik genel eğitim amaçlıdır; yatırım/vergi tavsiyesi değildir.

Güncelleme: 2026-07-05